Tek İsteğimiz: Huzur…

Anadolu’da yaşayan insanlar, İstanbul’a göre daha huzurlu ortamda oldukları için sevinirlerdi. İstanbul’da yaşayanlar da New York’tan daha sakin bir ortama sahip olmanın mutluluğunu yaşarlardı. İstanbul içinde de, huzurun daha fazla olduğu semtler övgüyle anılırdı.

Bazı semtler ise karmaşaya ve istenmedik olaylara her zaman merkezlik yapması sebebiyle, birçok insanın yürümeye, geçmeye dahi korktuğu yerler olarak mimlenmiş vaziyetteydi.

Büyük şehirlerde bana en tuhaf gelen durum ise, aynı eski sem pazarı esnafının yaptığı gibi ön caddede kocaman caddeler, şatafatlı dükkanlar, arka sokaklarda ise Texas’ı andırır durumlar. İstanbul’da İstiklal Caddesi ve Beyoğlu Sokakları, Kayseri’de ise Sivas Caddesi ve Fuzuli bu duruma en iyi örneklerdir.

Şimdilerde ise mimlendik yerler dışında da olayların cereyan etmesi halk üzerinde tedirginliğe yol açıyor. Yazılarını severek okuduğum Gülse Birsel de bu konuya, Nişantaşı Terörü isimli yazısında değinmişti.

“Köşede bir grup tinercinin önünden koşar adım kaçıp, ileride yürüyen çifte yaklaşıyorum ki, nispeten güvende olayım. Palavra tabii. Tinerciler beni bıçaklasa, o şık giyimli çift mi kurtaracak? Az önce Akkavak Sokak’ta, yani Valikonağı’nda yürümüşüm. Peşime iki mendilci çocuk dadanmış, klasik “Abla bize yemek al” durumu. O daha az rahatsızlık verici, ama almadan da bırakmıyorlar. Eteğimi, montumu çekiştirip duruyorlar. Etraftan bakanlar da cabası.”

“Yahu ben bir yıl boyunca Harlem’e iki kilometre uzaklıkta, Columbia Üniversitesi bölgesinde yaşadım. Üstelik evim de ‘crack’ kullanan zencilerin mekanı sayılan Riverside Park’a bakıyordu. Parka girmek bizim için yasaktı ama parkın bitiminden itibaren güvenlik bütün Manhattan’a örnek teşkil edecek düzeydeydi. Beyoğlu zaten geçmiş olsun, Taksim’de her iki kişiye bir tinerci düşüyor, Etiler’de hırsızlık aldı yürüdü, Bağdat Caddesi keza, Nişantaşı anlattığım durumda. Daha az gözönündeki semtlerden bahsetmiyorum bile. En azından ‘cazibe merkezi’ olan mahallelerde rahat yürüyelim, çok mu fazla şey istiyorum?”

Aslında biz de çok fazla şey istemiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Kendi ülkemizde, 4 Eyül’de televizyonda izlerken bir yandan sinir küpüne döndüğümüz, bir yandan tüylerimizin ürperdiği, bir yandan da o an için hiçbirşey yapamamanın gerginliğini üstüğümüze geçirdiğimiz anları yaşamak istemiyoruz.

Aynı günkü akşam haberlerinin akabinde Rock’n Coke ile ilgili haberler geliyor. Yağmur nedeniyle, Wet’n Coke yakıştırması yapılmış. Islaklık neyse, çaresi var. En çaresiz kalsanız ıslanırsınız. Ama düşünsenize, öyle bir organizasyonun içine Oyak Bank şubesini ve belediye otobüsünü yakan serserilerin atladığını. Binlerce kişiye taşla saldırıldığını, ilkel ama etkili…

Biz de çok şey istemiyoruz. Kendi ülkemizde huzur içinde yaşamak istiyoruz. Kendini bilmez bir takım insanın bu tarz hareketlere cesaret bile edemediği, etmeye kalkıştığı anda güvenlik önlemlerinin maksimum seviyede alındığı, kısa sürede durdurulabildiği, seyahat özgürlüğü ile bir yerlere saldırma özgürlüğünü aynı şey sanan insanlara gerekli cevabın verildiği, olaylar üzerine sağduyulu ol mesajlarının yanında daha net çözümlerin de sunulabildiği bir ortam istiyoruz.

Polisten vatandaşa ilginç öneri başlıklı bir haber okurken de, huzur istiyorum selzenişimi yineleme ihtiyacı hissettim. Evine 4 kez hırsız giren gazeteciye, polisten gelen ilginç öneri şu: Artık bir silah alın. Şu en son HSBC reklamlında gördünüz mü bilemiyorum, yanlışlıkla evindeki tüm eşyaları parçalanan bayana “kusura bakmayın yanlış evmiş” diyip gidiyorlar, kadıncağız da üzülüyor. Sonra iyi ki kredi kartım var diye seviniyor ya. Biz de evimize hırsız girince, iyi ki silah almışım veya iyi ki sigortam varmış. Yolda sokak eşkiyası çıkınca, iyi ki yanımda şok silahı taşıyorum, etkisiz hale getirdim, çantasını kapkaççılardan korumak için çantasının içine öldürmeyecek derecede elektrik saçan bir alet yerleştirerek, kapkaççıyı uzaklaştırmayı başaran bir teyzemiz de iyi ki önlemini almışım mı diyecek?

Yani huzur isterim derken, huzurlu ortamı kendimiz mi oluşturmalıyız?

Yoksa, devletimiz bu konularla ilgili önlemleri kısa sürede alarak, huzurlu bir ortamda yaşamamızı sağlayarak, bizi endişeli bakışlardan kurtaracak mı?!..

19 Ekim 2005