Dünya Terorizme Karşı Birleşti. Peki ya…

Hele şükür ki, internet, her şeye rağmen hala en bağımsız iletişim platformu. Bu platform sayesinde, bana ulaşan bir reklam fragmanı gerçekten de çok etkileyici.

MTV’de 1 kez gösterildikten sonra ABD hükümeti tarafından yasaklandığı ifade edilen reklam fragmanının içeriği gerçekten de çok önemli mesajlarla dolu.

Dayanışma bir ihtiyaçtır, sloganıyla hazırlanan fragman, “yardım et, destek ol” mesajını tüm izleyicilerine vermeyi hedeflemiş.

Her sahnesinde, “İkiz kulelere terorist saldırı: 2.863 insan öldü” cümlesi ortak olarak kullanılmış ve ardından şu sorulara cevap aranılmış,

Dünya’da 40 milyon HIV virüsü taşıyan insan var, Dünya terorizme karşı birleşti. Peki ya AIDS’e karşı?
Dünya’da 824 milyon insan açlık çekiyor. Dünya terorizme karşı birleşti. Peki ya AÇLIK?
Dünya’da 630 milyon insan evsiz yaşıyor. Dünya terorizme karşı birleşti. Peki ya YOKSULLUK?

Tabii ki, ABD hükümeti niye yasaklamış olsun ki, sorusu hepimizin aklına geliyor. Kendine göre sebebi vardır, ancak bizim için ders alınacak nokta, yardımlaşma ve dayanışmaya en çok ihtiyacımız olan bu dönemde, en azından bu tabloya seyirci kalmamak, elimizden geleni yapabilmek.

Bu satırları yazarken, benim de aklıma şu sorular geldi? İlgililerin cevaplandırmasını ümit ediyorum.

Türkiye’de enflasyon geriledi, tek basamaklı hale geldi. Türkiye, enflasyona karşı yoğun şekilde çalışıyor. Peki ya YOKSULLUK?
Türkiye, AB’ye önümüzdeki 10 yıl içinde girecek. Bunun ümidini ve heyecanını hep beraber yaşıyoruz. Peki ya AÇLIK?
Türkiye, halkın içinden çıkmış bir başbakanıyla tanıştı. Fakir sofraları, her gün bir milletvekilini ağırlıyor. Peki ya, iftar çadırlarında iftarını açan 30 MİLYON İNSANIN HALİ?

Hem dünyada, hem de Türkiye’de göz ardı edilen ve en başta gelen mesele, açlık, yokluk, yoksulluk. Gazeteler her gün benzeri başlıklar atıyor. Her 3 babadan biri işsiz gibi. Zaten işi olanlar da masraflara yetişemiyor, nasıl yetişsin ki 300 YTL maaşla. Para yüzünden, ortaya çıkan kavgalar, toplumsal bunalımlar. Sıkıntılar. Kendini yetiştiren de yetiştiremeyen de sıkıntılı şu dönemde. Küçük esnafın Kayseri’de olanı da, İstanbul’da olanı da günü dahi kurtaramamaktan endişeli. Bir yandan da açıklamalar yapılıyor, küçük esnaf istemiyoruz. “Birleşin veya yok olun ” Nasıl birleşirsin, nasıl yok olursun? Yok olduğunda bundan kim kazançlı çıkar?

10 Ekim 2005 tarihli gazetelere baktığınızda, 21,5 milyar YTL BağKur’un alacağı olduğunu görüyorsunuz. Yani şu anda binlerce, onbinlerce esnaf sağlık imkanlarından faydalanamıyor.  Ve onların eşi, çocuğu da faydalanamıyor. Hasta olduğu anda sahipsiz. Çünkü devlet de sahip çıkmıyor zaten, madem primleri ödememişsiniz diyor. Şimdi dört gözle, IMF’nin itirazı üzerine askıya alınan, SSK ve Bağ-Kur borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarının bir hafta içinde çıkmasını bekliyor. Umarız, bu düzenleme gerçekleşir de onbinlerce insan en azından sağlıkla ilgili kendini korumuş olur. Sonrası, yine muamme.

Peki ne yapmak gerek? Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde yeniden yapılanma ve sorunu fark edip, ona göre çalışmak şart. Yoksulluğu ihmal etmeyin..

19 Ekim 2005