e-boşluklar ve boş olmayan alanlar / Hükümetlerin İkilemi

İnternetteki başıboşluktan bahsettikten sonra, internette aslında başıboş olunmayan alanların olduğunu, internetle ilgili mahkemeye yansıyan ve sonuçlanan olayların varlığına da şahit olduk.  

Bunlardan ilki Türkçe MP3 sitelerinin, mahkeme kararı ile kapatılmasına ilişkin haber. Uzun zamandır dijital müzik korsanlarına karşı büyük mücadele veren MÜ-YAP (Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği) açtığı davalar sonucunda Türkiye’de yüksek üye ve ziyaretçi sayısına sahip 15 sitenin erişiminin durdurulmasını sağladı.

Mahkeme kararı verdi Türk Telekom kapattı  Bu sitelerden bir kısmı kendilerine ya da bağlı bulundukları internet servis sağlayıcı firmaya yapılan tebligat sonucunda sitelerindeki MP3 dosyalarını kaldırmayı kabul ettiler. Tebligatın ulaşmadığı ya da bu karara aldırış etmeyen diğer siteler hakkında mahkeme erişiminin durdurulması kararını verdi. Karar Türk Telekom AŞ’ye iletildi ve Telekom’un Bilişim Dairesi Başkanlığı tarafından hakkında mahkeme kararı bulunan sitelerin erişimi durduruldu.

Ama ne ilginçtir ki, bu sitelere yurt dışından veya proxy üzerinden erişim hala mümkün. Ayrıca yurt dışındaki sunucular üzerinden yayın yapanlar ise müdahale mümkün değil. Şu anda yurtdışındaki internet kullanıcıları bu sitelere erişebiliyor ancak Türkiye’de Türk Telekom hatları üzerinden çıkış yapan internet kullanıcıları bu sitelere giremiyor. Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 98′i Türk Telekom hatlarını kullandığından sitenin Türkiye içi yayını hemen hemen kapatılmış oluyor. Tabii ki proxy ile girmeyi bilmeyenler için.

Konuyla ilgili forumlarda da ilginç mesajlar var.
Tamamına http://www.kahramanmaras.org/forum/printthread.php?t=4453 adresinden
ulaşabileceğiniz okuyucu mesajı şu şekilde.

mesela kendimden örnek vereyim. dijital müziğe şimdiye kadar direndim. mp3 dinlemiyordum. 3 sene önce çocukluğumun rüyası sony walkman’e kavuşmuştum. kaliteden taviz vermediğim için, korsan kaset de almıyordum. sürekli orjinal kaset alıyordum, e benim alım gücüme göre tabiki pahalı bir zevk. sonra bu mp3 playerler çıktı mertlik bozuldu. herkes de onlardan var. çok küçükler ve binlercesini yanında taşıyabiliyorsun. 128kbit mp3 kaliteden çok uzaklaşmamasına rağmen prensibimi çiğnemem hoşuma gitmiyor, sonuçta teknolojiye karşı geri adım atmış oldum. keşke bu mp3 playerler bu kadar ucuzlamasaydı ve yaygınlaşmasaydı, bilki o zaman ben orjinal kaset almaya devam edecektim. mesela şu an kesinlikle korsan kitap almıyorum. bir yayınevim var, aboneyim, hem indirimli hem de 5 taksit yapıyor, benim de korsana yönelmeme gerek kalmıyor. eminim ki mp3 dinleyenlerin çoğu elinde böyle bir imkan olduğu için dinliyordur, yani kasetin yerine ikame etmiyorlar, bu da sanatçıya bir zarar vermiyor. yani birçok insan elinde mp3 imkanı olmasa da gidip kaset yada CD almaz…
mp3 çıktı mertlik bozuldu, yaşasın analog müzik, yaşasın nostalji… (canix)

Araştırmalara devam edince, bu kez de Zaman Gazetesi’nden Mehmet Sakin’in yazısı dikkatimizi çekiyor.  Yahoo bunu hep yapıyor başlıklı yazısında, bakın şunları söylüyor.

Geçenlerde Türkiye yazıp arayınca illegal örgütlerin siteleri legal, siyasi parti veya sivil toplum kuruluşu gibi karşınıza çıkıyordu. Hatta düşman komşularımızın bizimle ilgili hazırladıkları hakaret dolu siteler bile ‘Turkey’ diye arattırınca ekranlarımızda arz-ı endam ediyordu. Bu tür hoş olmayan içerikler de yapılan protesto sonrası kaldırılmıştı. Son olarak yine kendini bilmez bir-iki genç Rum’un hakaret dolu yazıları, bayrağımıza terbiyesizce saldırıları Yahoo’nun sayfaları arasında yer alıyordu. İnternet üzerinde yer alan gruplar tarafından e-postalarla direkt bu işi Yahoo’nun yapmamasına rağmen zemin hazırladığı ve barındırdığı için tepkiler gönderilmeye başlanmıştı. Sayfanın görülmesi ve protestoların adresine ulaşması birkaç gün olmuştu ki Yahoo bu çirkin sayfayı da yayından kaldırdı. Sonuçta Yahoo’nun içeriğini çok fazla kontrol edemediğini, ki bu biraz zor, her gün binlerce insan tarafından sayfalar hazırlanıyor olmalı, ama tepki verirseniz yanlışlığı düzelttiğini gösteriyor. Aslında siz de internette sörf yaparken gördüğünüz hakarete varan çirkin içerikleri, barındıranlara şikayet edip demokrasinin tadına varabilirsiniz. İnternetin gerçek hayata göre daha demokratik bir ortam olduğunu böylece daha rahat görebiliyoruz.

Yazımıza başlık olan tezde ise internet suçları ve internetin düzenlenmesine ilişkin çok çarpıcı bilgilere rastlıyoruz.

Middlesex Üniversitesi tarafından http://www.icisleri.gov.tr/_Icisleri/WPX/tezler_internetsuclari.doc adresinden tamamına ulaşabileceğiniz tezde özetle şu bilgiler yer alıyor.

Kullanımı gittikçe yaygınlaşan İnternet, yeni bir bilgi kaynağı ve haberleşme aracı olarak insanlığa yeni fırsatlar sunduğu gibi yeni tehditler getirmektedir. İnternet’in sunduğu fırsatlar artan bir şekilde suçlular tarafından kullanılmakta ve istismar edilmektedir. Suç İnternet’in ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir. Hükümetler haklı olarak endişelenmekte ve sibersuç ile etkin bir şekilde mücadele etmek istemektedirler. Bununla birlikte, İnternet’in uluslarötesi karakteri ulusal düzenlemelerden ziyade uluslarası işbirliğini gerektirmektedir. Ancak kriptografi (şifreleme teknolojisi)nin İnternet’te kullanımı hükümetlerin işini zorlaştırmaktadır.

Suçluların şifreleme teknolojisini kullanımını engellemek amacı ile hükümetlerin anahtar rehin (key escrow) sistemini yürürlüğe koyma çabaları sonuçsuz kalacak gibi görünüyor. Anahtar rehin sisteminin suçluların şifre teknolojisini kullanmalarını engelleyemeyeceği, ancak müdahale edilme korkusu nedeniyle kurallara saygılı vatandaşların bireysel iletişimini ve elektronik ticareti olumsuz bir şekilde etkileyeceğine inanılıyor. Hükümetlerin geçmişteki sicili bu “dondurucu etki”yi daha da artırıyor. Bireysel mahremiyet, özellikle haberleşme mahremiyeti büyük bir riskle yüz yüzedir. Demokratik hükümetler vatandaşlarının mahremiyetlerini korumak zorundadırlar. Bu nedenle, bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu ise kolay olacağa benzemiyor. İki amaç arasındaki sınır muğlaktır ve sibersuç ile mücadele ederken mahremiyetin korunması gibi iki önemli görevi bir dengede uzlaştırmak gerekiyor.

Hükümetleri gerçekten de internet alanında düzenlemeye ilişkin zor günler bekliyor. “Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” sözüyle anlatılabilecek bir durum.

Bununla birlikte, bir belediye başkanının adına açılan web sitesi mahkeme kararıyla durduruldu. İşin içindeki kişi belediye başkanı olunca, mahkeme bu konuda hassasiyet gösterdi, biraz daha hızlı çalıştı ve sonuçta bu sitenin yayını durduruldu. Daha doğrusu öyle olduğu sanıldı, çünkü bazı yerlerde mahkeme kararı ile durdurulmuştur mesajı çıkan site, birçok yerde görüntülenmeye devam ediyor. Yurt dışında ise bir şey yapmaya gerek kalmadan zaten açık durumda. Aslında, bu tarz olaylar uluslar arası hukuku daha fazla ilgilendiriyor.

Bir belediye başkanına hakaret içeren dergi çıkaran kişi, Dünya’nın neresinde olursa olsun cezalandırılırken, bu ortam internet olunca mağdur taraf bu şekilde aciz kalabiliyor, ne yazık ki. “Umursamıyorum” kelimesiyle durumu ifade etmeye çalışabiliyor.

Aynı şekilde, devletin bölünmez bütünlüğüne ve anayasaya yayın yapan, sitesinde bomba yapımını anlatan sitelerin yayını da durdurulamıyor. MP3 içeren ve dağıtan siteler hala proxy yoluyla ulaşılabiliyor.

Bir zamanlar, e-mail şifrelerini çaldığı için basında yoğun şekilde gündeme gelen ve bunun sonucunda kapatılan bir site için de aynı durum yaşanmıştı. Site kapalı görünüyordu ama site müdavimleri, teknik bir yöntem sayesinde ulaşmaya devam ediyorlardı.

Ümit ediyoruz ki, hükümetler konuyla ilgili gerekli önlemi alırken, kişisel haklara müdahale etmeme ikilemini de aşabilirler ve toplum huzuruna gelebilecek zararları önleme konusunda başarılı çalışmalar yapabilir. Zarara uğrayan, belediye başkanı da olsa, kendi halinde vatandaş da olsa gerekli önlemi kısa zamanda alabilir…

19 Ekim 2005