| |
|
Word 2000'in Hikayesi
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde Wordy adında bir erkek çocuğu varmış. Bu çocuk, çok idealist biriymiş ve insanlara yardım etmeye de bayılırmış. Hayatta tek isteği insanlara daha çok ve daha çok yardımcı olmakmış. Ve bu amaçla kelimeleri kullanırmış. Kelimelerle ilgili başınız sıkıştığında, hemen Wordy’yi görürmüşsünüz. Bu olay arttıkça ve yoğunlaştıkça Wordy de çok yorulmaya başlamış. Hem insanlara yeterince yardımcı olamamaktan dolayı sıkıntılıymış, hem de yorgunluktan. Bu da canını çok sıkıyormuş.Word, kelimenin tam anlamıyla kilitlenmiş. Ve hiçbirşey yapamamaya başlamış. Can sıkgınlığını atmak için caddelerde yürümeye karar vermiş. Belki bir çözüm bulurum diye...Bu düşünceli halinde bir adam ona “Merhaba” demiş. Wordy de o adama merhaba demiş.Wordy, adama adını sormuş. Adam “Bill” demiş. Adam sormuş. O da Wordy demiş. Aslında o adam Bill Gates imiş. Bill Gates, fakir biriymiş gibi konuşmaya karar vermiş. Berbat bir kot, berbat tişört. Ve antika olmuş gözlükler. Öyle bir hale gelmiş ki, kimse inamazmış.Bill Gates’in düşüncesi, bu yolla zeki ve idealist insanları bulmak imiş.Aradan çok az zaman geçmiş iken Bill Gates ile Wordy 2 dost haline gelmişler. Bill, Wordy’yi çok seviyormuş. Wordy de Bill’i. Görüşmek üzere diyerek ayrılmışlar.Ertesi gün, Bill ile Wordy konuşmaya başlamışlar. Wordy konuşmuş, Bill dinlemiş.Wordy, amaçlarını anlatmış. Wordy problemlerinden bahsetmiş. Bill sadece dinlemiş.O akşam, Bill anlamış ki Wordy öyle sıradan biri değil. Sokaktaki futbol oynayan çocuklara hiç mi hiç benzemiyor. Bill, içinden demiş ki: “Bu çocuk çok şey keşfedebilir. Çalışma grubuma almalıyım.”Bill, ertesi gün görüşmek üzere ayrılmış. Takvimler, Çarşamba’yı gösterirken tanışmanın 3. gününde Bill Gates, çok şık bir şekilde O’Marines gözlüklerle aynı yere gelmiş.Wordy de aynı yerde oturuyormuş ama zavallım nereden farketsin. Haliyle tanıyamamış. Bill, eski Bill değilmiş.Bill, Wordy’ye bağırmış, “merhaba”. Wordy şaşırmış. Nasıl olabilir? Wordy, Bill’in yüzüne “nereden arakladın bunları” der gibi bakıyormuş.Bill, Wordy’ye cevap vermiş. Demiş ki, aslında ben Bill Gates’im. Microsoft’un Yönetim Kurulu Başkanı. İşte bu kartvizitim. Yaptığımız programlar dünya genelinde satılıyor ve kullanılıyor. Ben zeki ve idealist insanları bulmaya çalışıyorum. Hayalleri olan ve bunları gerçek hayata aktarabileceğim insanlar arıyorum. Eğer, böyle yapmasaydım belki de benimle hiç konuşmayacaktın. Wordy sevinmiş: “Tanıştığıma memnun oldum, patron” ve eklemiş “Ben, senin için ne yapacağım?”Bill: “Kendin ol yeter. Düşün, düşün ve düşün. Başka bir şeye gerek yok.”Hmm, bu iş tam bana göre. Ve ardından sormuş: “Ne zaman işe başlıyorum?” Bill Gates: “Başladın bile.” ve Edit adlı program hakkında konuşmaya başlamışlar.Bill Gates, “Wordy’nin bu programa bir gözatmasını istemiş. Kopyalar, siler, kaydeder. Ama, belki sen başka özellikler de eklemek istersin. Kelimeler hakkında konuşurken, epey birşey söylemiştin. Yanlış hatırlamıyorsam, kelimelerle uğraşmaktan epeyce yorulmuştun. Arkadaşlarım, uğraştı ve bu programı yaptılar. İstersen, kütüphaneye gidip, bakabiliriz.”Wordy: “Memmuniyetle. Bu benim için bir zevk olacak.”Ve ardından kütüphaneye gittiler ve Edit’i incelemeye başladılar. Wordy, programı gördü ve konuşmaya başladı.“Güzel ama, yazıtipleri yok. Yazı büyüklüğü yok. Hizalama yok. Renk yok. Çok basit, sadece yaz, yaz, yaz. Kes, kopyala, yapıştır ve sil. Kaydet ve Aç seçeneklerinin olması güzel ama daha güzel şeyler olabilirdi. Bu benim hayallerimin programı olamaz. Bill Gates, Wordy’den beklediği cevabı almanın mutluluğu yaşadı. Çünkü, daha önceden Wordy’nin kelimeler üzerinde tecrübeli olduğu anlamıştı. TAMAM, yarın çalışma grubumla tanıştıracağım. EDIT üzerinde düşünün ve onu daha güzel hale getirin.Wordy, Çarşamba günü işe başladı. Ha bire konuşuyordu. Konuşuyordu. Bu da olabilir, bu da olabilir. Şu olsa, ne güzel olurdu, şu olsa ne güzel olurdu. Ve bu söyledikleri Not Defteri’ni oluşturdu. Artık, yazınıza değişik tipler verebiliyor, büyütebiliyor, hatta renklendirebiliyordunuz bile Not Defteri sayesinde. Çok harika olmuştu. Wordy, işine bayılıyordu.Ardından, Windows 3.0 üzerinde çalışan Write adlı programı buldular. Write daha güzeldi. Hizalama özelliği de eklenmişti. Ve insanlar tarih yazmaktan da kurtulmuşlardı. Ve daha çok renk vardı artık.Word, çok mutluydu. Ama yeter demiyordu.Aradan zaman geçtikten sonra, çalıştılar ve daha mükemmel bir program buldular. Çalışma grubu, tam Not Defteri 2.0 adını vermeye hazırlanırken, Bill Gates, karşı çıktı. Bu programa Wordy demeliyiz. Haydi, Wordy Pad adını verelim programa. Ancak, buna da Word y karşı çıkmıştı. Wordy Pad demeye gerek yok ama Word Pad diyelim. Bu kelimelerin alanı anlamına gelecek. Daha iyi olur. Bu program Windows’un 95 ve 98 sürümleriyle birlikte verilmişti. Wordy, her geçen gün daha mutlu oluyordu. Herşey yolundaydı.Tasarım Grubu’na dedi ki; “Programımız, hataları düzeltiyor mu? Sık kullanılan kelimeleri otomatik ekleyebiliyor mu? Eğer bir sayfaya gitmek istiyorsak, ille de kaydırma çubuklarını mı kullanmalıyız? Sevmediğim menüleri değiştirebilir miyim? Herhangi bir kelimeye otomatik gitmek için işaret ekleyebilir miyim? H2O ifadesinde de geçtiği gibi alt simge yazabilir miyim? Veya yazı aralığını ayarlayabilir miyim? Harflere gölge verebilir miyim? CAPS LOCK tuşunu basılı unuttuğumda otomatik olarak, yazıyı olması gereken hale getirebilir miyim? Süslü yazılar ekleyebilir miyim? Sayfa kenarlığını bir resim seçebilir miyim? Hatalarımı anlar mı? Kaç tane kelime olduğunu anlamak için, kendim mi saymalıyım, yoksa maaşla adam mı tutacağım? Ve DOS’taki BAT uzantılı dosyalar gibi otomatik işlem yapma özelliği var mı? Tablo çizebilir miyim? Sayıları toplayabilir miyim? Bir emirle, yanlış yazdığım bir kelimeyi hemencecik değiştirebilir miyim? Belgeme resim ekleyebilir miyim? Adres ve etiketleri birleştirmem mümkün mü?Ekip, defalarca “Hayır” demek zorunda kalmıştı. Bazen de “imkansız” Word, Bill Gates’in sözünü söyledi. “Hiçbirşey imkansız değildir. Düşünebildiğimize göre, yapabiliriz de...”Ve bu sayede WORD ortaya çıktı. Eklenen her özellik, yeni versiyanları doğurdu. 95,97,2000.Hepsi, Wordy’nin sayesinde olmuştu. Birkaç zaman sonra 2001, 2002 ve daha akıllılarını da göreceğiz. Ama Wordy göremeyecek. Çünkü Wordy öldü. Word 2000’in, İnternet’le daha bütünleşik olmasını düşünürken ve nasıl olur da daha fazla kelime kopyalayabiliriz panoya diye kafa yoraken kalbi dayanmadı. Sağlığı hızına yetişemedi. Ama, her zaman Wordy’yi hatırlayacağız. Ne zaman yeni bir özellik görsek, aklımıza o gelecek. Ölmeden önce, Wordy ile görüşme imkanı elde etmiştim. Kulağıma şöyle fısıldadı:“Sayın Topuzoglu. Sevgili dostum Hakan. Senin bilgisayarlar üzerine hikayeler yazdığınızı biliyorum. Tekno edebi adını verdiğiniz bir dal icat ettiniz. Sizin “Bilgisayar Hikayenizi” ve “Microsoft Gerçeği” adlı yazılarınızı da okudum. Ve diğer yazılarınızı. Lütfen Word hakkında da bir hikaye yaınız. Çünkü bazı yazarlar, öyle yazıyorlar ki, insanlar programlardan nefret eder hale geliyorlar. Herkes sizin gibi değil. Eğer yazmazsanız, hakkımı helal etmem. Ve hiç bir zaman affetmem. Evet, ben de bu yüzden bu hikayeyi yazdım. Ve onlarcasını da yine bu yüzden yazacağım...Sevgiyle kalın...
|
|
|